Depresyon her yaşta olduğu gibi ihtiyarlarda da görülür. İhtiyar
depresyonunun önemli bir özelliği, yaşlıların bütün hastalıklarında
olduğu gibi, bakımının zor olmasıdır. İhtiyar depresyonu aileden başka
insanların, bakıcıların, profesyonel sağlık mensuplarının, çok zaman ve
efor harcamasını gerektirir. Dolayısıyla ekonomik açıdan da pahalıya mal
olur.
65 yaş ve üstündeki 1000 kadından 14′ü, 1000 erkekten 4′ü
depresyondadır. Yaşlılarda depresyon, fiziksel fonsiyonları şeker
hastalığı ve yüksek tansiyondan daha çok bozar.
Depresyon fiziki hastalıkları alevlendirir. Yaşlılarda aynı anda birden
fazla hastalık vardır genellikle. Bir de depresyon eklenince yaşlı
insanın sağlığı iyice bozulur.
Önemine rağmen ihtiyarlarda depresyon teşhisi az konur. Bunun
sebeplerinden biri, yaşlıların keyifsiz, neşesiz, mutsuz, durgun
olmasının normal karşılanmasıdır. Diğer bir sebep de, yaşlı
depresyonunda bedensel şikayetlerin ön planda olmasıdır.
Yaşlılar genellikle psikolojik durumlarından bahsetmezler, hatta
psikolojik durumları sorulduğunda cevap vermezler (veya lafı eveleyip
gevelerler). Ancak başlarının ağrıdığından, eklemlerinin sızladığından,
nefeslerinin daraldığından, göğüslerinin sıkıştığından, iki adım
attıklarında yorulduklarından, bağırsaklarının gazla dolu olduğundan
yakınıp dururlar. Sonuçta, Amerika’da bile depresyonu olan yaşlıların
%55′i tedavi görmezler.
Fiziki şikayet ve hastalıklarla depresyon çok zaman öylesine iç içe
girer ki, başlanan bir antidepresan ilaç iyi sonuç verdikten sonra
‘Demek ki hasta depresyondaymış’ denir.
DEPRESYON SOSYAL VE FİZİKİ FONSKİYONU BOZAR
Depresyon, sosyal fonksiyonu (hastanın dışarı çıkması, insan içine
girmesi, topluma karışması, akrabaları ve arkadaşlarıyla görüşmesi,
konuşmalara normal biçimde katılması vs.) akciğer hastalığından, eklem
hastalığından, şeker hastalığından ve yüksek tansiyondan daha çok bozar.
Fiziki fonksiyonu ise (bedeni taşıyabilme, ev içinde veya dışında
hareket edebilme, günlük işlerini yardımsız yürütebilme vs.) eklem
hastalığı, şeker hastalığı ve yüksek tansiyondan daha çok bozar.
Depresyon tedavi edildiğinde bütün bu bedensel hastalıkların verdiği acı
azalır, hastanın hareketliliği artar, tedavi maliyeti düşer.
Depresyona giren kişiler kendilerini daha ‘hasta’ algılarlar. Çok
fazla doktora gidenlerin dörtte üçünde ciddi depresyon vardır.
Depresyonu olanlar, diğerlerine göre iki kat daha fazla doktora
giderler, hastaneye yatırıldıklarında iki kat daha uzun süre yatarlar.
Depresyonu da olan fiziki hastalar, mesela kronik akciğer
hastalarıyla, şeker hastalarıyla, eklem hastalarıyla, yüksek tansiyon
hastalarıyla karşılaştırıldığında, hastane yataklarını daha uzun süre
işgal ederler. Günde beş çeşitten fazla ilaç kullananların %65′i
depresyon hastasıdır (depresyonu olmayanların sadece %35′i günde beş
çeşitten fazla ilaç kullanır). Fiziki hastalığı olanlarda depresyon da
varsa, bu kişilerin sağlığa harcadığı para, aynı şiddette fiziki
hastalığı olan ama depresyona girmemiş kişilerle kıyaslandığında, iki
kat daha yüksektir.
YAŞLILARDA DEPRESYON SIK MIDIR?
65 yaş ve üstündeki 1000 kadından 14′ü, 1000 erkekten 4′ü
depresyondadır. Bu oranlar, daha genç yaştaki erişkinlerin dörtte biri
kadardır. 1000 yaşlıdan 20′sinde ise distimik bozukluk (hafif şiddette,
ama uzun sürmüş depresyon) vardır. Öte yandan 1000 yaşlıdan 150′sinde,
teşhis koyduracak yoğunluğa ulaşmasa da, depresyon belirtilerine
rastlanır.
Depresyonun yaş ilerledikçe daha az görüldüğü dikkat çekmektedir.
Bunun sebeplerinden biri, yaşlıda depresyon teşhisi koymanın zorluğu
olabilir. Belirttiğimiz gibi ihtiyarların daha çok bedensel
şikayetlerden yakınmaları, psikiyatrik belirtileri hatırlamak ve ifade
etmek istememeleri yüzündendir.
Öte yandan genç kuşaklarda depresyon gerçekten daha yaygın olabilir.
Savaşlar, kıtlıklar, büyük göçler gibi kitleleri etkileyen olayların
ruhsal bozuklukların sıklığını etkilediği bilinen bir gerçektir. Mesela
Amerika’da 1922′den önce doğan beyaz erkeklerde intiharlara daha fazla
rastlanmıştır. 1960-75 arasında da depresyon çok görülmüştür.
HANGİ YAŞLILAR DEPRESYONA YATKINDIR?
Kadınlar, dullar, fakirler, sosyal konumu düşük olanlar, üzücü ve
beklenmedik olaylar yaşayanlar depresyona daha yatkındırlar. Genel
sağlık durumunun kötü olması da depresyonu tetikler. Beyin ve hormon
hastalıkları, kronik bronşit ve amfizem, kalp krizleri, kanserler
depresyona girme riskini oldukça arttırır. Depresyon oranı genç
erişkinlere kıyasla yaşlılarda düşüktür, ama genel tıbbi durumu kötü
veya hastaneye yatırılmış olanlarda çok yüksektir.
YAŞLILARDA DEPRESYONUN SEBEPLERİ NELERDİR?
Genç erişkinler için geçerli olan depresyon sebepleri yaşlılar için
de aynen geçerlidir: beyin kimyasında bozulma (serotonin, adrenalin,
dopamin maddelerinin salgısında azalma), olumsuz düşünce yapısı
(mükemmeliyetçilik, kendine güvensizlik, karamsarlık gibi), bazı kişilik
özelikleri.
Yaşlılarda özellikle vurgulamak istediğimiz noktalardan biri, beyin
damar hastalıklarına bağlı depresyondur. Beyin damarlarında tıkanma veya
beyin kanaması sonucu dışarıdan bakıldığında görülen sadece felçtir.
Ama bu hastaların önemli bir bölümü depresyona da girer. Aynı şiddette
sakatlığa yol açan başka hastalıklar, felçler kadar depresyona yol
açmazlar. Çünkü felçlerde hasta organ, aynı zamanda duygu ve
düşüncelerimizin de merkezi olan beyindir. Bazen beyinde küçük küçük bir
sürü damar tıkanıklığı olur; bu hastalarda herhangi bir felç veya
sakatlık ortaya çıkmaz, ama yine de depresyona girerler.
BUNAMA DEPRESYONA SEBEP OLABİLİRBeyin tomografisi
veya MR’ı çekilip de beyninde küçülme (atrofi) görülen hastalar da
depresyona yatkındırlar. Beyni küçülmüş yaşlıların bir kısmı uzun ve
sağlıklı bir hayat yaşarlar, ama bir kısmında ileride bunama gelişir.
Bunamalar da (mesela Alzheimer hastalığı) yaşlı depresyonunun önemli
sebeplerinden biridir. Hastaya en çok acı veren durum, bunamanın
kendisinden çok depresyondur. Hasta yakınları da genellikle unutkanlığı
kabullenirler, ama depresyondan dolayı çok zahmet çekerler.
Bazen bunama unutkanlıkla değil doğrudan doğruya depresyon
belirtileriyle ortaya çıkar. Bazen de depresyon o kadar şiddetli
unutkanlığa yol açar ki, hastanın bunadığı sanılır (bu tür depresyona
yalancı bunama veya psödodemans denir). Bunamayla depresyonun
birbirinden ayrılması önemlidir; çünkü bunama giderek ilerleyen,
depresyon ise tedavi edilebilen bir hastalıktır.
Parkinson hastalığı hem depresyona hem bunamaya sebep olabilen bir
beyin hastalığıdır. Hareketlerde yavaşlama ve titremeyle ortaya çıkar.
Yaş ilerledikçe daha sık görülür.
Dr.Oğuz Tan
Psikohayat dergisi
Ekleyen: Pdrci.NET
Eklenme Tarihi: 2010-12-20 10:01:20