Distimik bozukluk toplumda çok sık görülür,fakat çoğu hasta
bunu farkedemez.Distimik bozukluğu yaşayan kişi kendisini “ben kendimi
bildim bileli böyleyim, depresifim” diye tanımlar. Hastalık
belirtilerini kendi kişilik özelliği sandığı için tedavi alma gereği
duymaz.
Distimik bozukluk, depresyonda görülen şikayetlerin daha hafif
şiddette olduğu, ancak uzun süre devam ettiği bir psikiyatrik
hastalıktır. Kişi çoğu zaman mutsuz, karamsardır. Uyku, iştah
düzensizlikleri, enerjide azalma, dikkat, konsantrasyon bozukluğu, karar
vermede güçlük vardır.
Toplumda oldukça sık görülmesine karşın, bu hastalıkla ilgili
talihsizlik, distiminin çoğu durumda fark edilememesi ve bireyin tedavi
yardımından mahrum kalmasıdır. Hastalık belirtileri ani başlangıçlı
olmadığı ve kişinin yaşam akışında belirgin bir değişmeye yol açmadığı
için hasta yakınlarının dikkatini çekmemektedir.
Distimik bozukluğu yaşayan kişinin kendisi de durumunu “ben kendimi
bildim bileli böyleyim, depresifim” diye tanımlar. Hastalık
belirtilerini kendi kişilik özelliği sandığı için tedavi alma gereği
duymaz. İçinde bulunduğu durumu öylece kabullenmiştir. Oysa bu
hastalığın tanınması ve erken tedavisi çok önemlidir. Çünkü
gecikilmesinin faturası kişiye ve çevresine getirdiği yükler bakımından
oldukça ağır olmaktadır.
ÇOCUKLUKTA BAŞLAR, EN AZ 2 YIL SÜRER
Distimik bozukluk genel olarak çocukluk ya da ergenlik döneminde
başlar ve kronik bir seyir izleyerek en az iki yıl sürer. Yani bireyin
akademik ve sosyal olarak kendini en çok geliştirmesi gereken yılları
etkisi altına alır. Hastalık bazı kişilerde yetişkin yaş döneminde
başlayabilir. Zaman zaman bu tabloya majör depresyon eklenir ve sık sık
yineleyebilir.
Hastalığın belirleyici özelliği, kişinin isteksizlikten,
ilgisizlikten yakınmasıdır. Ancak belirtiler genellikle dışarıdan
gözlenmez, çevresindekiler söylemese kişinin mutsuz, karamsar olduğunu
fark etmezler.
ÜRETKENDİR AMA KENDİNİ YETERSİZ HİSSEDER
Hastada uyku, iştah ve cinsel yaşamla ilgili sorunlar varsa da fark
edilmeyecek düzeydedir. Ancak kişi hiçbir şeye motive olamamaktadır.
Normalde hoşlandığı aktivitelerden, hobilerinden bile artık zevk
almamaktadır. Çoğu zaman durgun, dalgın ve sessizdir. Hayat, taşınması
zorunlu, çok ağır bir yük gibidir. Kişi sadece temel sorumluluklarını
yerine getirir, başka şeyle ilgilenmez.
Yaşamını işine adamış gibidir; eğlenceye, sosyal aktiviteye enerjisi
ve isteği kalmamıştır. Çok çalışmasına, üretken olmasına karşın sürekli
olarak yetersizlik duygusu içindedir. Aslında, bu hastalık nedeniyle var
olan potansiyelini de tam olarak ortaya koyamaz, kariyerinde hak ettiği
seviyeye gelemez. Tüm bunlar kişinin yakın çevresiyle ilişkilerini
bozar, evlilikte görevlerini yerine getirememesine ve çatışmalara yol
açar.
NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Distimik bozukluğun tedavisinde başlıca ilaç ve psikoterapiden
yararlanılır. Etkin bir tedavi planıyla hastalık belirtilerinde önemli
ölçüde gerileme ve kişinin fonksiyonelliğinde belirgin artış
sağlanmaktadır. Antidepresan grubu ilaçlar bu hastalıkta oldukça iyi
etki gösterir. Koruyucu olarak ilaç tedavisine en az iki yıl devam etmek
gerekir.
İlaç tedavilerine istenen yanıt alınamazsa, tmu (Transkraniyal
Manyetik Uyarım) tedavisinden de yararlanılabilir. Psikoterapi kişinin
psikolojik savunmalarını güçlendirmek, bakış açısını geliştirmek,
stresle baş etmesini kolaylaştırmak için oldukça etkili bir tedavi
aracıdır. Değişik psikoterapi teknikleri kişinin durumuna göre
özelleştirilerek süreç içinde uygulanır.
Psikohayat Dergisi
Ekleyen: Pdrci.NET
Eklenme Tarihi: 2010-12-20 09:57:46