İki popüler kavram olan depresyon ve stres sık sık
karıştırılır ve çoğu zaman birbirlerinin yerine kullanılır.Yaşamımızın
her alanında bu iki kavramla sık sık karşılaşıyoruz.Peki stres ve
depresyon arasında ne gibi farklılıklar vardır?
Semptomların benzerliğinden hareketle, bu iki kavramın birbiri yerine
kullanılmasında bir sakınca olmadığını düşünenler olabilir elbette.
“Ben yaşadığıma bakarım, adının ne önemi var.” Diyenlerde olabilir.
Böyle düşünenlere bir diyeceğimiz olamaz elbette, ancak biz yine de bu
iki kavram arasındaki ayrıma kabaca değinelim ve merak edenlerin
kafalarındaki soru işaretlerine, bir parça da olsa, yanıt bulmaya
çalışalım.
Stres vücudumuzun dış uyaranlara karşı verdiği bir tepki biçimidir.
İnsan vücudu “homeostasis” denilen bir denge sistemine göre
çalışmaktadır. Psikolojik sistem, sürekli olarak bu dengeyi koruma
eğilimindedir. Dışardan gelen olumsuz uyaranlar karşısında harekete
geçen psikolojik sistem, hemen dengeyi tekrar korumak amacıyla harekete
geçer ve uyaranın neden olduğu duyguları ortadan kaldırmaya çalışır.
Eğer bunda başarılı olursa, yani psikolojik sistem dengeye kavuşursa,
kişi yaşamına hiçbir sorunla karşılaşmadan devam eder. Ancak, eğer,
dışardan gelen uyaran karşısında psikolojik sistem dengeyi sağlayamazsa,
stres birikimi dediğimiz durum ortaya çıkar ve kişi bir takım olumsuz
yaşantılara maruz kalır. Şimdi bu anlattıklarımızı bir örnekle
açıklayalım. Örneğin, yoğun ve oldukça ağır bir çalışma temposunun
içinde yer alan ve kendisine ağır gelen sorumluluklara sahip bir kişi,
acilen yetiştirmesi gereken bir işi yetiştiremediği zaman stres
yaşantısına maruz kalır. İşi zamanında yetiştirmesi, sahip olduğu
sorumluluk ve işi yetiştiremediği zaman başına gelecekler kişiyi stres
yaşantısına maruz bırakır. Kişi işi yetiştiremeyeceğini anladığı zaman
psikolojik sistem hemen devreye girer ve bozulan dengeyi yeniden
sağlamak için harekete geçer. Ancak uyaranlar psikolojik sistemin
dengeye ulaşmak için kullandığı araçlardan daha güçlüyse, daha doğrusu,
psikolojik sistemin dengeyi sağlamak için kullandığı araçlar uyaranlar
karşısında işe yaramazsa denge iyice bozulur. İşi yetiştiremeyen
çalışan, patronuna vereceği hesabı düşünürken önce mantıklı gerekçeler
bulmaya ve bunun dünyanın sonu olmadığına kendini ikna etmeye çalışır ve
yoğun olarak savunma mekanizmalarını kullanmaya başlar. Ancak
patronunun mazeret kabul etmeyeceğini söylediğini hatırladığı zaman,
dengeyi sağlamak için kullanılan araçlar, uyaranlara yenik düşer ve kişi
yoğun stres yaşantısına girer. Bu örneği üniversite sınavlarına
hazırlanan gençlerin durumları için de genellemek mümkündür.
Depresyon ise oluşum koşulları bakımından stresten oldukça farklıdır.
Çok daha yoğun ve kronik uyaranlar sonucunda ortaya çıkan ve tedavisi
zaman isteyen bir psikolojik rahatsızlıktır. Ayrıca depresyonda genetik
faktörlerin de ağırlıklı bir rol oynadığı bilinmektedir. Depresyonun
semptomları kökleri çok daha derinlere inen, kimi zaman kişinin sosyal
yaşamını devam ettirmesine engel olan, kimi zaman ilaç tedavisi
gerektiren semptomlardır. Oluşumunu hazırlayan uyaranlar niteliği ve
yoğunluğu, stresi hazırlayan uyaranlarınkinden çok daha güçlüdür.
Sevilen birinin kaybı, ağır duygusal çöküntüler, birden bire gerçekleşen
büyük maddi kayıplar (iflas), yaşanan ağır fiziksel kazalar, baskıcı
aile ortamında yetişmek…vb. Bütün bu olumsuz uyaranlar depresyonun
tetikleyicisi durumundadırlar ve stres yaşantısına oranla çok daha bir
olumsuz yaşantı içermektedirler.
Kabaca ve bir kesinlik taşımamakla birlikte, stres ve depresyon
arasındaki farkı şu örneklerle daha da somutlaştırabiliriz: Dönem
ödevini yetiştiremeyen ve hocasına ne diyeceğini düşünen birisinin
yaşadığı strestir, ancak çok sevdiği bir yakını kaybeden kişinin
yaşadığı depresyondur. Patronundan nasıl zam isteyeceğini düşünen
birinin yaşadığı strestir, ancak milyarlarca lirasını kaybederek iflas
eden birinin yaşadığı depresyondur. Üniversite sınavına hazırlanan bir
gencin yaşadığı strestir, ancak bir kazada vücudunun bir bölümünü
kaybeden kişinin yaşadığı depresyondur… Kuşkusuz yukarda yazılanlar
sadece birer örnektir ve kesinlikle öyledir gibi bir anlam
taşımamaktadır. Sadece iki kavram arasındaki farkı ortaya koymak için
seçilmiş genellemelerdir. Bu listeyi uzatmak mümkün elbette. Ancak biz
son olarak şunları söyleyerek son noktayı koyalım.
Stres de, depresyonda, ne kadar birbirinden farklı olurlarsa olsunlar
önlem alınması ve tedavi edilmesi için bir uzamana başvurulması gereken
durumlardır.
Kerem ÖZBİLGİÇ
Psikolojik Danışman
Ekleyen: Pdrci.NET
Eklenme Tarihi: 2010-12-20 09:57:04