Yaygın Anksiyete Bozukluğunun (YAB), birinci derece akrabalarda
görülme oranının normallere kıyasla 5 kat daha yüksek olduğu bulgusuna
dayandırılarak, kalıtsal olduğu düşünülmektedir.
Bunun dışında ailenin çocuğa yaklaşımının da hastalığa neden olduğu
iddia edilir. Bu hastalığın ortaya çıkmasında ana-babanın çocuğu aşırı
derecede koruyup, kollaması şeklinde bir ortamın rolü olabildiği gibi,
bunun tam tersi çocuğun bakımının ihmal edilmesi ve ilgi gösterilmemesi
de etken olabilmektedir. Son olarak yapılan bir çalışmaya göre
hastaların % 30’unda, hastalığın stresli bir olayla başladığı ve stresli
olaylarla alevlenebileceği de hatırlanmalıdır.
Halk arasında sık sık vesveseli veya evhamlı olarak adlandırılan
insanlar vardır. Bunların bir çoğu, sanılanın aksine sadece evhamlı
kişiler olmayıp aynı zamanda Yaygın Anksiyete Bozukluğu(YAB) diye de
bilinen bir psikolojik rahatsızlığa sahiptirler. YAB tanısı
konulabilmesi için kişinin en az 6 ay süreyle, hemen her gün ortaya
çıkabilen olay ya da durumlar hakkında aşırı kaygı, endişe, “evham” ya
da huzursuzca bir beklenti içinde olması gerekir. Kişi gerginliğini ve
endişesini kontrol etmekte zorlanır. Bu kaygı durumuna huzursuzluk,
kolay yorulma, düşüncelerini yoğunlaştırmada güçlük çekme, iskelet kas
sisteminde gerginlik hissi ve uyku bozukluğu belirtilerinden en az 3’ü
de eşlik etmelidir ki tanı konabilsin.
Hastalıktan söz edilebilmesi için bu kaygı durumunun aşırı derecede
olması, eşlik eden semptomların bulunması ve bu durumun kişinin hayatını
önemli bir oranda etkilemesi gerekir. Bu hastalık, kadınlarda erkeklere
oranla 2 kat fazla görülmektedir. Genellikle çocukluk ve ergenlikte
başladığı bilinse de, 20 yaş sonrasında da ortaya çıkma olasılığı
vardır. Stresli durumlarda alevlendiği, kronik, dalgalı bir seyir
gösterdiği bilinmektedir.
YAB hastalığına sahip kişiler huzursuz, genellikle sabırsız, çabuk
heyecanlanan ve ürkek kişilerdir. Pek çok kişiye önemli gelmeyen
konularda bile endişelendikleri ya da bu konuların olumsuz olabilecek
sonuçları hakkında düşünmeden edemedikleri görülür. Korku duyulan olayın
gerçek olabilme olasılığına ya da ortaya çıkabilecek etkileriyle
kıyaslandığında, kişinin hissettiği endişe ve üzüntüsünün yoğunluğu,
süresi ve miktarı, bu kötü durumun yaratacağı etkiden çok daha fazladır.
Herhangi bir olayda, olası en kötü olayın başına gelebileceğini
düşünüp, kendilerini devamlı olarak diken üzerinde ve ağlamaya hazır
hissederler. Bu yüzdendir ki bu kişiler sürekli olarak “aman sen de amma
evhamlısın. Yeter artık biraz endişe etmeyi bırak, abartıyorsun” gibi
tepkilerle karşılaşırlar. Her türlü tepkiye rağmen anksiyeteleri devam
etmekte hatta endişe ettikleri konular zaman içinde değişebilmekte, biri
bitip öbürü başlayabilmektedir.
Bu kişilerde sıklıkla görülen somatik şikayetlere örnek olarak, kas
gerginliğine bağlı olarak titreme, seğirme, kendini sarsak hissetme ve
kaslarda ağrı verilebilir. Ayrıca, soğuk, nemli eller, terleme,
mide-bağırsak yakınmaları solunuma ait yakınmalar, idrar yolları ve
cinsel sistem ile ilgili şikayetler, kardiovasküler yakınmalar, sese
karşı irkilme(kolay irritabilite), bulanık görme, el ve ayakta uyuşma,
kulak çınlamaları sıklıkla görülen diğer somatik yakınmalardır.
YAB tek başına bir hastalık olarak kendini gösterebilirse de,
sıklıkla panik bozukluğu, sosyal fobi, obsesif kompulsif bozukluk,
hipokondriazis(hastalık hastalığı), anoreksiya nervoza gibi diğer
hastalıklara ek olarak bulunur. Günlük olaylar karşısında yaşanan normal
anksiyeteden ayırt etmek güç olabilir.
Normal anksiyete kontrol altında tutulup, ertelenebilirken, YAB da
kişi endişelerini kontrol edemediğinden yakınır ve işlevselliği
bozulmuştur. Hastalık durumunda kişinin endişe duyduğu olayların ve
alanların birden fazla olmasıyla da normal anksiyeteden ayrılabilir.
Bu hastalığa çekingen, bağımlı kişilik yapılı ve kendilerine
güvenleri az olan kişilerin daha fazla yatkınlığı vardır. Yapılan
araştırmalarda YAB tanısı konulan kişilerin büyük çoğunluğunun toplumsal
ilişkilerinde arka planda durmayı yeğlediği, aşırı kırılgan, utangaç,
eleştiriye çok duyarlı ve çabuk pes eden kişiler oldukları görülmüştür.
Hastalığın birinci derece akrabalarda görülme oranının normallere
kıyasla 5 kat daha yüksek olduğu bulgusuna dayandırılarak, kalıtsal
olduğu da düşünülmektedir. Bunlar dışında bazı araştırmalarda ailenin
çocuğa yaklaşımın etkili olduğu da iddia edilmektedir. Bu kaynaklara
göre, ana-babanın çocuğu aşırı derecede koruyup, kollaması seklinde bir
ortamın rolü olabildiği gibi, bunun tam tersi çocuğun bakımının ihmal
edilmesi ve ilgi gösterilmemesi de etken olabilmektedir. Son olarak
yapılan bir çalışmaya göre hastaların % 30’unda, hastalığın stresli bir
olayla başladığı belirlenmiştir. Hastalığın stresli olaylarla
alevlenebileceği de hatırlanmalıdır.
YAB, geçici bir evhamdan ayırt edilmeli, tanısı koyulup tedavi süreci hemen başlatılmalıdır.
Çünkü:
a) Bu hastaların intihar riski her zaman manidardır. Bu depresyon
gelişimi ile ilgili olabileceği gibi, çıkabilecek ailesel sorunlar
nedeniyle ve kişinin kendini güçsüz ve çaresiz hissetmesi ile ilgili
olabilmektedir.
b) YAB hastaları aynı zamanda yüksek oranda alkol ve uyuşturucu madde
kullanımına sahiptirler. Kişiler başlangıçta kaygılarını azaltmak için
bu maddeleri kullanmakta ancak sonra bunlar hastalığın gidişini daha
kötü bir şekilde etkilemektedir.
c) Bu hastalığa bağlı olarak başka stresle bağlantılı
hastalıklar(gastrit, irritable kolon, gerilim tipi baş ağrıları gibi) de
ortaya çıkabilir.
d) Kişinin endişeleri nedeniyle çevresindekileri kısıtlaması sonrasında
da ailesel ve mesleki sorunlar yaşamaya başlaması bunun sonucunda da
kişinin sosyal ortamlardan uzaklaşması, ayrılıklar, boşanmalar ve
erişkin-çocuk uyuşmazlıkları oluşabilmektedir.
YAB’ın en etkili tedavisi terapötik ve farmakolojik tedavinin
birlikte uygulanmasıyla gerçekleştirilebilir. En az 1 yıl süre ile ilaç
tedavisi yanı sıra, kişinin beklentilerini, düşünüş biçimini değiştirme
üzerinde durulduğu psikoterapi uygulanmalıdır. Psikoterapi sürecinde
düşünce biçimlerini ve düşünce sistemindeki yapısal bozuklukları
hastalara göstermek hedeflenir. Düşünce sistemini yeniden yapılandırma,
gerçek yaşam şartlarında üzerine gitme denemeleri, derecelendirilmiş ev
ödevleri yanında solunum eğitimi, kas gevşetme teknikleri de kullanılır.
Ekleyen: Pdrci.NET
Eklenme Tarihi: 2010-12-20 09:47:49