Tokat atmak her zaman ailenin bilinçli olarak yaptığı bir seçim
değildir. Bazen öfke anında istemeden gerçekleşir. Çoğunlukla büyükler
sabırlarını kaybettikleri zaman, aşırı yoruldukları zaman, yada çaresiz
hissettikleri zaman bu yolu tercih ederler. Babası televizyonu
kapatmasını defalarca söylediği halde bir türlü söyleneni yapmayan küçük
oğluna bir tokat atabilir yada annesi düşünmeden yola koşan kızına bir
daha yapmaması için uyarı anlamında vurabilir ve, “Sakın bir daha yola
böyle koşma!” diye bağırabilir. Bütün anne babalar çocuklarının laf
dinlememesinin ne kadar huzursuluk yaratan bir durum olduğunu bilir.
Korkunun da benzer bir etkisi vardır. “Aman Allahım ya bir sonra ki
sefer yola koştuğunda bu kadar şanslı olmazsa?”. Anne-babaların büyük
bir çoğunluğu çocuklarının büyümesi sırasında mutlaka birden fazla defa
vurmak yada tokatlamak ihtiyacı duymuşlardır.
Nitekim istatisikler %25 oranında ailede tokatlamanın en azından
haftada bir defa gerçekleştiğini göstermekte. Elbetteki bu oran gerçek
hayatta çok daha fazla yüksek. Neden bu kadar çok aile çocuklarına
tokat atmayı tercih ediyor? Tokat atmanın işe yaradığını
düşünebilirsiniz fakat işin gerçeği tokatlamak sadece kısa vadede bir
çözüm sunuyor. 3 yaşındaki kızınız koluna vurduktan sonra hızla
ortalıktaki oyuncaklarını topluyor olabilir fakat muhtemelen kızınız
diğer tarafta sorunların çözümü olarak şiddet uygulamanın gereğini
öğreniyor olacaktır.
2002 yılında yapılan bir araştırma tokat atmanın çocuklar üzerindeki
etkilerini inceledi. Columbia Üniversitesi’nden Psikolog Elizabeth
Thompson Gershoff, 62 yıl boyunca üniversitenin çocuk merkezinde
toplanan bilgileri analiz etti. Sonuçlar gösterdi ki çocuklar ne kadar
çok dayak yiyorsa o kadar çok agresifleşiyor, yalan söyleme ihtimalleri
artıyor ve çevrelerindeki diğer çocuklara karşı saldırganlaşıyorlar.
Tokat ile büyütülen çocuklar doğru ve yanlışı ayırd etmeyi
öğrenemiyorlar ve ailelerinin arkasından onaylanmayan davranışları yapma
ihtimaleri artıyor.
Peki tokata karşı alternatif nedir? Aşağıdaki öneriler bir çocuğun
yanlış davransa bile saygı ile yaklaşılması gerektiği inancı ile
oluşturulmuştur.
Kararlı ama nazik olun. Normal bir ses tonu ile konuştuğunuzda çocuğunuzun sizi anlama ihtimali daha yüksektir.
Durun. “Şu anda konuşamayacak kadar kızgınım. Bunu daha sonra konuşalım.” demenin hiç bir sakıncası yoktur.
Çocuklarınıza öğretin. Yanlış davrandığı için
çocuğunuzu cezalandırma fikri yerine, ona nasıl davranması gerektiğini
öğretme fikrini benimseyin. “Oyuncaklarını ortalığa saçman evde yaşayan
diğer insanlara rahatsızlık veriyor, ayrıca üzerine kazara
basabilecekleri için tehlike oluşturuyor.. Bir sonraki sefer lütfen işin
bittikten sonra toplayıp şu kutunun içine koy. Sence bir sonraki sefer
bunu hatırlamanı nasıl sağlayabiliriz?”
Olumlu yaklaşın. “Kaç defa dişlerini fırçalaman
gerektiğini söylemem gerekiyor?” demek yerine şu cümleyi kullanın
“Lütfen dişlerini fırçala ve bitirdiğin zaman bana haber ver ki,
yatmadan önce gelip seni öpeyim.”
Tehdit etmek yerine açıklamayı tercih edin. Çocuğunuza neden belli bir davranışı yapması gerektiğini açıklayın. Böylece neyi neden yapması gerektiğini öğrenebilir.
Kızma duygunuza engel olun. Çocuğunuzun yanlış
davranışlarına öfkelenmek yerine, bu problemlerin çocuğunuza yeni bir
şey öğretmek için güzel bir fırsat olduğunu düşünün.
Motive edin. “Gitme zamanı. Hadi son bir kez daha
kaydıraktan kay sonra eve gidip en sevdiğin yemeği pişirelim.” gibi
yaklaşımlarla çocuğunuzu motive etmeye çalışın.
Esnek olun. Eğer çocuğunuz “Gitmeden önce şu
programı bitirebilir miyim çok az kaldı?” diye sorarsa, anlayışlı olun.
Eğer zamanınız varsa, çocuğunuzun isteklerine zaman zaman göz yumun. Bu
çocuğunuzun karşılıklı anlaşmayı öğrenmesi için güzel bir fırsattır.
Güç kavgasını bırakın. Hiç bir şey çocuğunuz ile güç
kavgasına girmekten daha rahatsız edici ve daha gereksiz olamaz.
Çoçuğunuza, “Bir sorunum var. Temiz bir kazak giymeni istiyorum ama sen
ısrarla aynı eski kazağını giymek istiyorsun. Sence bu sorunu nasıl
çözebiliriz” diyerek sizinle uzlaşmaya davet edin. Eğer bir çözüm
önerisi ile gelirse, anlaşma ihtimali artar. Dolayısıyla bazen çözümü
ona sormaktan çekinmeyin.
Akıllı olun. Aileler genelde, işe yaramadığını bile
bile aynı yöntemleri ısrarla kullanmaya devam ederler.. Eğer
uyguladığınız yöntem işe yaramıyor ise problemleri çözmek için daha
etkilisini bulun.
Öneri: Yaklaşımınızı değiştirmeniz çocuğunuzu
değiştirmekten daha kolaydır. Kendinize çocuğunuzun davranışlarını
düzeltmek, eğlenceli bir şekilde disiplin sağlamak ve öğrenme sürecini
daha verimli kılmak için ne yapabileceğinizi sorun.
UYARI: Cezalandırma ile ilgili bu 3 önemli kuralı hatırlayın:
1-Kızgın olduğunuz zaman asla ceza vermeyin
2-Asla cezalandırmayı intikam amacı ile kullanmayın.
3-Ceza vermek sadece kısa vadede etkili bir araçtır, uzun vadeli çözüm için akılcı olarak eğitmeye çalışın.
Ekleyen: Pdrci.NET
Eklenme Tarihi: 2010-12-20 10:23:35